İçimden geçenleri döktüm buraya
Serdim hepsini bu sarı sayfaya
Haddime düşmez ama
Amacım sadece bir ayna olabilmek duygulara...

25 Ocak 2011 Salı

Bulut

Senin gibi yumuşak
Güneşi görünce senin kadar huzurlu
Her zaman senin kadar sevimli olsam.
Rüzgara kapılsam düşünmeden
Savrulsam, yeni yerler görsem
Yorgun çiftçiye gölge olsam
Güneş kavururken
Duygulu olsam ağlasam
Paylaşabilsem herkesle
Kurak toprağı sulasam gözyaşlarımla
Ağlayınca bir işe yarasa
Üzüntüm derman olsa bir nebze başkalarına
HSZ, 02.02.2010, Eryaman

Aşığım!


Aşığım
Kalmasın duymayan
Uzaklardaki turnam
Üst kattaki teyze Handan
Aşığım
Kaldı mı duymayan
Büfedeki yaşlı amcam
Parkta oynayan kırmızı bereli Can

Gülmemişti yüzüm böyle
Şimdi girdi ya o dünyama
Şenlik yeri gönlüm
Sığmaz içim içime
Yer kayar ayaklarımın altında ben yürüdükçe
Başım durmaz yerinde
Döner döner delice

Geceleri hayallerim renkli
Sabahlarım neşeli
Henüz o bilmiyor ama
Haykırıyorum
Aşığım
Kalmasın duymayan!
HSZ, 07.02.2010, Eryaman

21 Ocak 2011 Cuma

Duruyorum

Ben duruyorum
Heykel gibi hareketsiz
Kalbim de taşlaşmış sensiz
Çevremde insanlar
Kıpır kıpır
Hıphızlılar
Ben duruyorum

Yavaş her şey benim sınırlarımda
Sınırlarımın dışındaki dünya başka
Yavaş atıyor nabzım
Nefeslerim kesik ve yavaş
Dönüyor çevremde dünya
İnsanlar ağlıyor benim dışımda da
Gülüyorlar bazıları da
Ben duruyorum

İncecik bir cam taban hayatım
Tek adımda parçalanır kalanlarım
O yüzden gelme yanıma sakın
Bu aralar çok hassasım
Kırılırım seni de acıtırım
İşte o yüzden senden uzaktayım
Ve senin için, duruyorum.

HSZ, Ocak 2011, Gayrettepe

Sakındım

Sakındım seni kendimden bile
Dokunamadım bir kere olsun tenine
Bakamadım gözlerinin en içine
Tüm utangaç anlarım sende

Sakındım seni kendimden
Korktum hep, alırlar seni ellerimden
Açamadım kalbimi sana ben
Tüm hayallerim seninleyken

Sakındım kalbimi senden
Sadece tek bir dala tutunmak nedir
Bilmezsin çünkü sen
Tüm yaşam kırıntıların başkasının ellerindeyken

Sakındım seni kendimden
Sevgiye boğardım seni ben
Bir anda elde ettiğin sevginin
Değerini bilmezsin çünkü sen

 HSZ, Ocak 2011, Gayrettepe

17 Ocak 2011 Pazartesi

Anlık

Anlık…
Her şey anlık…
Aşk gibi,
Ölüm gibi.
Hayatımız bir anlık nefesle başladı,
Bekliyor bitmek için anlık bir başka nefesi.
Bir anda kaybedebilir insan her şeyini,
Tüm sevdiklerini…
Bir anda sevilebilir belki,
Nefret edilebildiği gibi.

HSZ, Ocak 2011, Gayrettepe

Ne Zor

Ne de zor
Severken sevilebilmek
Dokununca o
Ait hissetmek
Doğru zamanda
Doğru yerde O’nunla olabilmek
Korkmadan bırakmak kendini
Emanet vermek kalbini
Güvenmek…
Ne zor!

HSZ, Ocak 2011, Gayrettepe

Kömür

Kader sarmış benliğini
Gözlerinde bulut
Kara, kapkara
Kömür gibi
Gözlerin gibi kömür
Kaderin gibi…

HSZ, Ocak 2011, Gayrettepe

16 Ocak 2011 Pazar

Kelimelerim

Kelimeler ellerimde
Ellerim sende
Tutamam avuçlarımda
Aklım hep onlarda
Kelimeler…

Bizi birleştiren
Sevdiren
Bizi ayıran
Yaralayan
Hep onlar,
Kelimeler...

Alma diye sakınırken benden
Onlar ellerimde
Benim ellerim sende
Aklım onlarda.

HSZ, Kasım 2010, Bursa

Hani

Hani böyle dokunamasan da
Sarılırsın ya…
Duyarsın kokusunu,
Sıcaklığını…
İçin ılır,
Kıpırdanır…
İşte böyle özledim seni!
Adın çalındı kulağıma
İrkildim
Ve tam olarak bunları hissettim.

HSZ, Ocak 2011, Mecidiyeköy

Dönüş

Bir kelebeğin kanat çırpışıydı beni döndüren
Bir bebeğin kahkahası
Bir vapurun sesi
Beni sevebilme olasılığındı
Gözlerimin gülmesiydi
Seni düşünürken
Bizden haberinin olmamasıydı
Beni döndüren…

HSZ, 12.02.2010, Göksu Park-Eryaman

Çocukluğum

Bugün kalbim kocaman
Sığmıyor yerine
Çocuğum ben bugün yine
Çizgili renkli plastik toplarım nerde
Lastik ipim vardı benim
Bir de dünya tatlısı bir köpeğim
Her şey güvenliydi o zaman gözümde
Gülümsemek en kolaydı
Mutlu olmak için sebebe gerek kalmazdı

Kırdığım kiremitler tarhana çorbası
Bahçemizin toprağı pastamın kakaosu
Yemekler enfesti mutfağımda benim
Blok flüdümden dökülür melodilerim
Aaa! Üç tekerlekli bisikletim
O benim arabam, vapurum, her şeyim

Ne döndürebilirdi beni
Hiçbir şeye ihtiyacım yok
Ben döndüm bugün geri
Gözlerim kapalı
Burnumda pastel boya kokusu
Derken bir otomobil yanaştı kapıya
Annemin yumuşak sesiyle: “Baban geldi!”
Fırladım yerimden
Merdivenler üçer beşer bitti
Atladım üstüne
Güçlü kolları arasında
Yüzüm deri ceketinde
Her zaman sıcaktı elleri

Kayboldu minik ellerim avuçlarında
Girdim evimize babamın omuzlarında
Huzurlu bir yemek sofrası karşımızda
Kardeşim daha bebek koltuğunda
Annem ellerimdeki pastel boyayı temizlerken
Sonsuza kadar böyle kalıcaz sanırdım ben
Bazı hikayeler vardır
En tatlı şekliyle hatırlanır, yaşanır.
Açtığımda gözlerimi
Elimde fedakar annemin eli
Karşımda kardeşlerin en güzeli
İşte bu dünyanın bana en harika hediyeleri…

HSZ, 06.02.2010, 21:50, Eryaman


Aşk Oyunu

Biz olamadık tam arkadaş ya da sevgili
İki uçta gidip geliyoruz ezelden beri
Kabul edemedik ikisini de
Derler ki bir çizgi var aralarında
O çizgi üzerinde oynadık biz de yıllarca
Denge oyunuydu bu hayat gibi
Biz de dengesiz birer deli
Aynı tarafı tutturamadık yıllardan beri
Ben aşkımı koydum oyuna
Oysa sen oyun oynamak için aşıktın bana
Çizgideki her denge bozulması
Bir papatya taç yaprağı
Arkadaş, sevgili, arkadaş, sevgili…

Her sene biraz daha inceldi çizgi
Keskinleşti
Acı vermeye başladı üstüne basmak
Ama inatçıydım ben tabi
Aşkımdı bu oyunun bahsi
Ta ki onunla görene kadar seni
Delice kıskandım hiç olmadığım gibi
Daha önce hiç bu kadar yoğun değildi duygularım
Sen benim biricik aşkım
Ben senin sadece oyun arkadaşınım.

HSZ, Şubat 2010, Eryaman

Yeter


Her kelimen saplanırken yüreğime
Bakışların buz gibi
Yakıyor tenime değince
Seninle geçen her an
Ankara’nın ayazı gibi keskin
Her solukta acıtıyor canımı
Çok oldu el ele diktiğimiz nergis solalı
Peki aramızdaki bu neyin inadı?
"Bitti." demek niye bu kadar zorlaştı?
Kavga etmek alışkanlık yaptı bünyemizde
Hapsolduk ikimiz de bu lanet cehenneme

06.02.2010, 22:55, Eryaman

Eski Sevgili

Ne zaman aldatır biri beni
Hemen hatırlarım seni
Eski sevgili
Şimdi’den daha iyi kalırsın hatırda
Geçirilen tüm yıllar daha mutluydu sanki
Unutulur kir pas
Korunur sevgin yepyeni
Nehirler geçse de üstünden
Ulaşılabilir olursun hatırlayınca geçmişi

Ne zaman yalnız kalırım ben
Hemen hatırlarım seni
Eski sevgili
Açarım benim için yazdığın şiirleri
Ne kadar derinse acım
O kadar derinleşir anlamları
Eskisinden daha çok anlam yüklerim şimdi
Her zaman daha çekici yad etmek eskiyi
Ulaşılabilir olursun hatırlayınca geçmişi

Ne zaman sevemem ben
Hemen hatırlarım seni
Eski sevgili
Hatırlarım bana olan sevgini
Seninle geçen mutlu eski günleri
Senden aldığım çiçekleri
Denizin yanımızda aktığı
Elimin rüzgarla dans ettiği seyahatleri
Belki de kimse beni senin gibi sevmedi


Ne zaman ki özlerim seni
İşte o zaman hatırlarım seni
Eski sevgili
Teninin kokusu çalınır burnuma
Gözlerimin önünde gülümser yüzün
Bir an sıcaklığını hissederim elimde
Sarılırsın arkamdan yüzün değer saçlarıma
Titrerken ben kokumu çekersin içine
Ne dersin eski sevgili dönelim o günlere?

HSZ, 07.02.2010, 00:49, Eryaman

Platonik

Beni hiç sevdin mi?
Biliyorum
Şimdi söyleyince kalbimden geçenleri
Kalmayacak hiçbir şey eskisi gibi

Zihnim bulanık
Kalbim çarpıyor deli
Eminim hiç sevmemişsindir beni
Benim seni sevdiğim gibi

O yüzden bunca sene dilsizdi aşkım
Şiirler yazdım sana
Bize
Hiçbiri dökülmedi dile
Sen bihaber
Ben biçare
Denedim unutmayı
Kaçmayı
Attım kendimi beni sevenlere
Beceremedim sensizliği
Hepsi anlamsızdı
Üzdüm onları
Hepsinin bende hüznü kaldı
Şimdi “Senden öncesi yok
Seninle var her şey
Ancak senin sevgin diriltir beni” desem
Sunsam sana ellerimin içinde aşkla çarpan kalbimi
Kırar mısın yine (de) hayallerimi?

HSZ, 06.02.2010, 02:39, Eryaman

Yapamıyorum

Yağmurun denize dokunuşu gibi
Her damla can bulur onda
Kavuşurlar ya birbirlerine
Onların hasretiyle yanıyorum
Yağmur oldum deniz uğruna
Yağamıyorum…

Ağaç hep rüzgarı bekler ya
Raks edebilsin diye
Kapılsın ona, aşık olsun diye
Onun gibi savrulmaya hazır bekliyorum
Ağaç oldum rüzgar uğruna
Kapılamıyorum…

Piyano en güzel melodileri
Bir tek O dokununca söyler ya
Kendi söyler aşık olur, aşık eder
En güzel melodim için O’nu bekliyorum
Piyano oldum O’nun uğruna
Söyleyemiyorum…

Sevdayı yüklenmiş yorgun kalbim
O gelmeden açamıyorum…

HSZ, Şubat 2010, Eryaman

Acaba

Geliyor
Bu sefer daha bi’ hızlı yürüyor sanki
İşten niye koşarak dönsün ki?
Elinde torbalar
Bu gece misafiri mi var?

Her gün göz kırpıyorum önümden geçerken
Hiç anlamıyor
Çoğu zaman elleri ceplerinde yürür
Sallana sallana düşünceli
Bazen durur öylece önümde
Hiç konuşmaz ama…
Nadiren bir sigara yakar
Dumanını üflerken kafasını kaldırır bana bakar
Sanki mırıldanır bir şeyler de
Ben anlamam
Bazen sinirli, bazen mahmur
Söndürür sigarasını
Döner arkasını
Paltosu havalanır
Gider…

Ben yine de her gün görüyorum diye mutlu olurum
Her gün aynı saatlerde
Sabahları koşar otobüse yetişmek için
Akşamları yorgun
Ama bu akşam gülümsüyor bana yaklaşırken
Bu sefer farklı mı olacak derken
Hıphızlı geçiverdi önümden
Göz kırpmama bile zaman kalmadı
Bir şeyler sayıyor gibi dudakları
Torbadakiler tam mı diye sayıyor anlamadım
Gitti…

Karar verdim bu sabah işaret vericem
Artık tak etti canıma
Yine koşar adımlarla geldi yanıma
Ben de işaretimi verdim ona
Durdu
Baktı
Neden sonra güldü ve dedi ki
“Hay Allah sabah sabah niye yanar bir sokak lambası?”

HSZ, Şubat 2010, Eryaman 

Bordo Siyah Bir Perde

Dinlemedik...
Yapamadık...
Basitti aslında, tek gereken susmak…
Gözlerimize baksaydık,
Konuşmadan…
Belki de çözülcekti tüm sorunlar.
İstediğimiz çok değildi esasında
Dinlenmek,
Anlaşılmak ,
Sevilmek...
Tüm hayatımız boyunca bunlar için çabaladık,
Ama bunu bile yapamadık.

Bana bağırırken seni dinlemedim.
Yere bakmak yerine gözlerime baksaydın,
O kadar sesin yükselmezdi.
Dinlerdim ben de belki...
Yaralamazdık birbirimizi,
Bu kadar kopmazdık.
En kötüsü gelmezdi başımıza
Yine acırdı canım beni kırdığında
Ama acımıyor artık hiç bir savaşımızda…

Bittiğini bugün anladım.
Sen bağırırken acımadı bugün canım.
Sevemedim bugün seni,
Sadece halimize acıdım.
İncelip de kopmuştu bağlarımız
Sadece sürüncemede artık aşkımız
Ne kadar devam edersek daha rollerimize
O kadar sürecek son perde
Ve son bulacak tükendiğimizde
Kapanacak üzerimize bordo-siyah bir perde.

HSZ, 02.02.2010, Eryaman


İzmir'i Yaşamak

Kordondaki çimlere yatıp ellerinin içiyle okşadın mı hiç onları?
Yüzünü sıyırıp geçen meltemi,
Gözlerini kapatmana rağmen görebildin mi?
Hiç İzmir Denizi’nin tuzunu sevgilinin dudaklarından tattın mı?
Ya da güneşini O’nun dokunuşlarında hissettin mi?
O’nun nefesinin ılıklığıyla İzmir meltemi karıştı mı yüzünde?
Gözyaşların buluştu mu hiç denizle?
Hıçkırırken sen,
O da dalgalandı mı seninle?

HSZ 
03.04.2009
Ankara-İzmir yolculuğu


Yaşamın Son Perdesi

Onun soğuk kolları sardı mı bedenini
Artık geçtir söylemek için içinden geçenleri
Artık bitmiştir
Artık gitmiştir çünkü...

Son bir kez daha sarılayım dersin
Yoktur onun sıcaklığı
Açsın da kapadığı gözlerini
Bir kez daha baksın istersin gözlerine...

Önceden hiç tahmin etmediğin kadar acır için
Bir sızı saplanır yüreğine
Zaman alsın götürsün diye beklersin nafile...

HSZ, 31.12.2009


Bilmek

Sen bilmezsen kendini
Kim nerden bilecek seni
Sadece bilmen yetmez
Anlatman da gerekli

Kendin anlatmak güçtür
Karşındaki görür başka
Bir göz var ki ne görür
Herkes kendinden görür

En büyük düşmanımız
Bildiğini sanmak zaten
O zaman kapanır gözler
Gerçeği göremezsin sen

HSZ
Eylül, 2009
Almanya semaları...

Ait Olduğum Yer

Kalbimin farklı çarptığı,
Nefes alabildiğim..
Güneşin benim için doğduğu,
Yüzümü ısıtarak battığı…
Melteminde savrulduğum,
Melteminde kendimi bulduğum…
İyimser olduğum,
Gülümser olduğum yer…

Senin yanın,
Benim çocukluğum…
İlk aşkım,
İlk gözyaşım,
İlk heyecanım…

Güneşi ısıtan, 
Rüzgarı serinleten,
Yağmuru temizleyen,
Büyürken bile eskimeyen,
Yıllandıkça büyüleyen,
Yaşadıkça tutkuya dönüşen,
Sevdam,
Ayrılığım,
Yalnızlığım,
Arzuladığım,
Kaçtığım,
Kopamadığım,
Ait olduğum tek yer
İzmir!

HSZ
Zaman: 01.02.2010, İzmir’de gün batarken
Yer: ODTÜ




İhanet

Bir sızı saplandı 
Nedensiz
Evet, nedensiz gözüktü en başta
Acıdı kalbim akan kalabalığın ortasında
Nerden bilirdim
Sebebinin senin ihanetin olduğunu
Kalbin bir başkası için çarptı ya
Durdu sanki benim kalbim o an
Artık kalplerimiz bir değildi

Ne zaman ki dokundum sana
Anladım...
Teninde başka tenin izi
Gözünde ihanetin karaltısı vardı.
Kısaydı verdiğin tüm cevaplar
Uzunken suskunluklar…
Yok oldum sessizliğinde
Gömmek istedim kendimi geçmişimize

Ağlayamadım
Kalbim inkar etti delice
Saatler geçti aynı sandalyede
İçimde korkunç bir mücadele
Ardından kabullenme
Sonrası hüzün…
Her geçen an büyüyen
Bir düğüm sardı bedenimi
Hıçkıra hıçkıra ağlamak
Bağırmak
Vurmak istedim sana
Yapamadım…

Sadece sustum
Bacaklarım kollarımın arasında
Yine aynı ahşap sandalyede
Başım eğilmiş
Gözlerim odanın ücra bir köşesine dikilmiş
Gittiğini bile fark etmedim.

03.02.2010, 02:46, Eryaman